 |
Bu bir kişisel blog ise, kişisi benim seli de kafamın içindeki bilgilerdir. Kafamdaki bilgilerin yoğunluğuna göre burayı sel de basabilir, sel altında da kalabilir. Sel demişken aklıma geldi Mevlana'nın güzel bir sözü var diyor ki : El Götürür, Yel Götürür, Sel Götürür. Seli ee yani kafamdaki bilgiyi buraya dökemezsem bilin ki ifade tarzımda eksiklikler vardır. Hem bilgiyi hem de eksiklikleri kapatmak için elimden geleni yapacağıma inanıyorum. Çünkü benim bir hedefim var ve bu hedef bilgiyi kağıda dökebilmek, buranın ortamına göre söylersem eğer, bilgiyi bloğa dökebilmek olur. Benim kibirlendiğimi yada riyakarca davrandığımı düşünebilirsiniz. Bu sizin en doğal hakkınız fakat yanlış düşündüğünüzü size üzülerek söyleyebilirim. Kastettiğimi zamanla ispat etmeye çalışacağım. Bende ki hazineden sizi haberdar etmek istiyorum hepsi bu. Hazine de dediysek öyle herşeyi biliyoruz anlamında değil. Neyi ne kadar bildiğimi biliyorum. Bilmediğimi biliyorum. Cahil adam herşeyi bildiğini sanır, mesela ben, herşeyi bilecek kadar cahil değilim. Bilge de değilim. Cahillik ile bilgelik arasında bazen cahil bazen bilge gibi dolanıp dururum. Kafamda uçsuz bucaksız şeyler var, yaz yaz bitmeyecek şeyler. Bunları az biraz yazıpta rahatlamak istiyorum hepsi bu. Yanlış ifade edebilirim, kusurlu yazabilirim, keşke böyle değilde şöyle yazsaydın diyebilirsiniz de, bu benim hem acemiliğimi hemde kusursuz olmadığımı kanıtlayacak. Bekleneni veremeyebilirim de sonuçta insanız madem insanız o halde nisyan ile maluluzdur. Ahmed Telli'nin de dediği gibi "Nisyan ile malul" olduğumuz malumdur. Bu malumattan sonra umarım bir nebze olsun derdimi anlatabilmişimdir. Yalnız şöyle büyük bir sıkıntım var, yazının devamını getiremiyorum. Misal kafamda bin kelimelik bir düşünce varken, bunun ancak yaklaşık 350 kelimelik kısmını yazıya geçirebiliyorum. Bu sadece bir örnek. 350 kelimede iyidir kaliteliyse eğer. Hem kaliteli olsa hemde 600-700 bandında seyretse buna sözüm olmaz şapka çıkartırım. İnşallah ben umuyorum ki yakında yaza yaza bu hedefime de ulaşacağım. Azmin elinden hiçbir şey kurtulamaz. Sabırla ve gayretle istediğimize ulaşabiliriz. Hani derler ya sabır acıdır meyvası tatlıdır diye, aynen öyle kıvranıp acısını çekeceğiz daha sonra o güzelim tatlı mı tatlı meyvamıza kavuşacağız. Belki de meyvanın tatlılığını iki kat artırması için, değerini daha iyi bilmemiz için sabır anı bu kadar acıdır. Acısını çekmediğimiz, rahatlıkla kavuştuğumuz bir şeyin değerini belki bu kadar iyi anlayamazdık, farkedemezdik. Bir yerden sonra sabra da sabır lazım. "Sabreden derviş muradına ermiş" demişler. Sabredib bu bloğa yaza yaza yazmayı öğrenecem ve bunu sabırla ve zevkle yapacağım. Sabır taşım çatlamadan bu işin içinden çıkabilirim. Yoksa şairin dediği gibi ya sen çatla ey sabır taşı ya ben. İnşallah ben sabır taşını çatlatacam kıskansın biraz. 😉
|
Dedik ki sabırla ve gayretle bu bloğa içimi dökmek için çalışacağım. Yaza yaza daha iyi yazmayı öğreneceğim. Ben yazacağım gayretle sizde izleyin hayretle.
Selam ve dua ile.
Yorumlar
Yorum Gönder